Yapay zekânın hızla büyümesi, yıllardır teknoloji sektörünün merkezinde bulunan yarı iletkenleri aynı zamanda küresel diplomasinin en önemli araçlarından biri haline getiriyor.
Bu dönüşümün merkezinde ise Tayvan var.
Nvidia, AMD ve dünyanın diğer büyük teknoloji şirketlerinin kullandığı gelişmiş işlemcilerin üretiminde kritik rol oynayan Tayvan, sahip olduğu yarı iletken ekosistemini artık yalnız ekonomik değil, stratejik bir güç olarak da konumlandırıyor.
Tayvan yönetimi geçen hafta Taipei’de düzenlenen SEMICON Taiwan fuarında ülkeyi yapay zekâ devriminin “demokratik ve güvenilir tedarikçisi” olarak öne çıkardı.
Yapay zekânın arkasındaki üretim gücü
Tayvan’ın stratejik öneminin merkezinde TSMC bulunuyor.
Dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi olan şirket, özellikle yapay zekâ uygulamalarında kullanılan ileri teknoloji işlemcilerin üretiminde küresel teknoloji zincirinin kritik halkalarından biri.
Yapay zekâ yatırımlarının büyümesi bu nedenle yalnız Nvidia veya diğer çip tasarımcılarına yönelik talebi değil, bu işlemcileri fiziksel olarak üretebilecek tesislere duyulan ihtiyacı da artırıyor.
Bu güç aynı zamanda Tayvan üzerindeki baskıyı büyütüyor.
ABD ve Avrupa, kritik yarı iletken üretiminin büyük bölümünün Doğu Asya’da yoğunlaşmasını ekonomik ve stratejik risk olarak değerlendiriyor. Bunun sonucunda gelişmiş çip üretiminin bir bölümünün kendi topraklarına taşınması için milyarlarca dolarlık yatırımlar devreye giriyor.
TSMC’nin ABD yatırımı 265 milyar dolara çıktı
Bu dönüşümün en büyük örneği Arizona’da yaşanıyor.
TSMC’nin 2020’de 12 milyar dolarlık yatırımla başlayan Arizona planı zaman içinde defalarca genişletildi. Şirketin bugün açıkladığı toplam yatırım büyüklüğü 265 milyar dolara ulaşmış durumda.
Mevcut plan; altı ileri teknoloji çip fabrikası, iki gelişmiş paketleme tesisi ve bir araştırma-geliştirme merkezini kapsıyor.
Böylece dünyanın en kritik çip üretim kapasitesinin bir bölümü Tayvan dışına taşınırken ABD de kendi yapay zekâ tedarik zincirini güçlendirmeye çalışıyor.
Tayvanlı şirketlerin ABD yatırımları bununla da sınırlı değil. Tayvan Ekonomi Bakanlığı geçen hafta ülkedeki şirketlerin yapay zekâ talebinin etkisiyle ABD’de 20 milyar dolarlık ilave yatırım planladığını açıkladı.

Avrupa da çip üretimini kendi topraklarına çekiyor
Benzer arayış Avrupa’da da var.
TSMC, Almanya’nın Dresden kentinde Avrupalı ortaklarla birlikte yarı iletken üretim tesisi kuruyor. Avrupa açısından amaç özellikle otomotiv ve sanayide kullanılan kritik çiplerin tedarik güvenliğini artırmak.
Tayvan ise üretimin farklı ülkelere yayılmasına tamamen karşı çıkmıyor. Aksine bunu ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirecek bir araç olarak kullanmaya çalışıyor.
Ancak burada hassas bir denge var.
Üretim kapasitesinin çok büyük bölümünün yurt dışına taşınması, Tayvan’ın onlarca yılda oluşturduğu teknolojik üstünlüğün ve ekonomik öneminin zayıflaması riskini de beraberinde getiriyor.
Çip artık yalnız teknoloji ürünü değil
Ortaya çıkan yeni tablo yarı iletken sektörünün son birkaç yılda ne kadar değiştiğini gösteriyor.
Bir zamanlar ağırlıklı olarak bilgisayar, telefon ve elektronik endüstrisinin tedarik meselesi olarak görülen çip üretimi; yapay zekâ patlaması, ABD-Çin rekabeti ve tedarik zinciri güvenliği nedeniyle dış politikanın da merkezine yerleşti.
Ülkeler artık yalnız “en iyi yapay zekâ modelini kim geliştirecek?” sorusuyla ilgilenmiyor.
O modeli çalıştıracak işlemciyi kimin tasarladığı, kimin ürettiği ve fabrikanın hangi ülkede bulunduğu da aynı derecede önemli hale geliyor.
Tayvan’ın elindeki koz tam olarak burada.
Yapay zekâ çağında yazılım büyük güç yaratıyor. Ancak o yazılımı çalıştıracak gelişmiş işlemciler olmadan sistem işlemiyor.
Bu nedenle yeni teknoloji yarışının diplomasisi giderek daha basit bir gerçeğin etrafında şekilleniyor:
Çipi olan masaya oturuyor.
